Anı Yitikleri
I. Amneziaklar
Unutabilmek uğruna yalnızlığımı feda ettiğim her yaşanmışı en lüzumsuz ayrıntılarına kadar hatırlıyorum. Beyhude çırpınışlarım ile korteksime kök saldı fotoğraf kareleri, ses dalgaları, günlük sayfaları ve sobanın üzerindeki portakal kabukları. Tekamül yolunda tragedyalarım batıl oldu. Nihayetinde kavramıştım. Unutabilmeyi öğrendiğimde, hatırlamaya değer hiçbir şey kalmamıştı.
Unutabilme sanatı, yüksek algı düzeyindeyken zihnine muhtelif manipülasyonları istikrarlı bir tahakküm ile uygulayanların vakıf olabileceği bir kaybedimdir. Posthümanizasyon serüvenindeki rolü yadsınamaz ölçüde önemli olan amneziaklar, kayıtlı bir deneyim arşivine sahip olmadıklarından, olaylar karşısında duygusal değerlendirmelerde bulunmak yerine işbirlikçi bir tutum sergilemeyi tercih ederler. Onlar, organizmacı sapkınların en sadık uşaklarıdır.
II. Peygamber Terbiyecileri
Sekiz bacaklı ruh operatörü, ağına takılan potansiyel "Mesih" aday adayının umutla çırpınan eğitimsiz farkındalıklarını antipsikotik urganıyla sıkıca bağladı. O vakit, amatör deccal avcısı için ne boğulmak mümkündü ne de nefes almak. Çektiği tarifsiz acı, etiyle, kemiğiyle, benliğinin her zerresiyle bir olana dek işkence devam etti. Gözleri kuraklaştı, dudakları çatladı, eklemleri kireçlendi. Bu ilkel tedavi sona erdiğinde; kahrın kulu, umudun körüydü. Artık tanrısı kayıp, yitik bir peygamberdi. Hasta bir köpek bile onun ardından sendelemezken, hangi kavme sözünü geçirebilirdi ki? İtildiği ıstırap bataklığının dibine batmasının nedeni, yaşamak için delicesine çırpınmasıydı. Daha az acı çekmesi için ona günde üç öğün antidepresan reçete edilmişti. Artık "neden" demeye dili varmıyordu. Düşünmekten dahi korkuyordu. Diyalektik bilincin kaybı ile kaçınılmaz sonuç yabancılaşmadır. Onlar ki komutlar ile hareket eder, saati çalar uyanır, koktuğu zaman yıkanır, çağrıldığında gider, arda kalan vakitlerde yalnızca boşluğa bakmaktadır.
Bu, günümüzün en masum öjeni faaliyetidir.
III. Kadavradan Kurtçuk Hasadı
Negatif parazitler, pozitiflerin ışıltılı saçaklarının artlarında çirkinliklerini kamufle ederek alıcılarının iştahla gözlerini yumarak açtığı ağızlarından zihnin içerisine sızarlar. Bilinçdışı gerçekleşen bu zafiyetin bedeli, örtülü benlikçilikten kaynaklanmaktadır. İstilacılar, ilk olarak avının gözlerindeki feri çalacaklardır. Kurban kişi, varoluş kolonları çürüyüp yıkılana dek, güzel olan her şeyi mahveden bir fedai olarak kullanılacaktır.
Unutabilmek uğruna yalnızlığımı feda ettiğim her yaşanmışı en lüzumsuz ayrıntılarına kadar hatırlıyorum. Beyhude çırpınışlarım ile korteksime kök saldı fotoğraf kareleri, ses dalgaları, günlük sayfaları ve sobanın üzerindeki portakal kabukları. Tekamül yolunda tragedyalarım batıl oldu. Nihayetinde kavramıştım. Unutabilmeyi öğrendiğimde, hatırlamaya değer hiçbir şey kalmamıştı.
Unutabilme sanatı, yüksek algı düzeyindeyken zihnine muhtelif manipülasyonları istikrarlı bir tahakküm ile uygulayanların vakıf olabileceği bir kaybedimdir. Posthümanizasyon serüvenindeki rolü yadsınamaz ölçüde önemli olan amneziaklar, kayıtlı bir deneyim arşivine sahip olmadıklarından, olaylar karşısında duygusal değerlendirmelerde bulunmak yerine işbirlikçi bir tutum sergilemeyi tercih ederler. Onlar, organizmacı sapkınların en sadık uşaklarıdır.
II. Peygamber Terbiyecileri
Sekiz bacaklı ruh operatörü, ağına takılan potansiyel "Mesih" aday adayının umutla çırpınan eğitimsiz farkındalıklarını antipsikotik urganıyla sıkıca bağladı. O vakit, amatör deccal avcısı için ne boğulmak mümkündü ne de nefes almak. Çektiği tarifsiz acı, etiyle, kemiğiyle, benliğinin her zerresiyle bir olana dek işkence devam etti. Gözleri kuraklaştı, dudakları çatladı, eklemleri kireçlendi. Bu ilkel tedavi sona erdiğinde; kahrın kulu, umudun körüydü. Artık tanrısı kayıp, yitik bir peygamberdi. Hasta bir köpek bile onun ardından sendelemezken, hangi kavme sözünü geçirebilirdi ki? İtildiği ıstırap bataklığının dibine batmasının nedeni, yaşamak için delicesine çırpınmasıydı. Daha az acı çekmesi için ona günde üç öğün antidepresan reçete edilmişti. Artık "neden" demeye dili varmıyordu. Düşünmekten dahi korkuyordu. Diyalektik bilincin kaybı ile kaçınılmaz sonuç yabancılaşmadır. Onlar ki komutlar ile hareket eder, saati çalar uyanır, koktuğu zaman yıkanır, çağrıldığında gider, arda kalan vakitlerde yalnızca boşluğa bakmaktadır.
Bu, günümüzün en masum öjeni faaliyetidir.
III. Kadavradan Kurtçuk Hasadı
Negatif parazitler, pozitiflerin ışıltılı saçaklarının artlarında çirkinliklerini kamufle ederek alıcılarının iştahla gözlerini yumarak açtığı ağızlarından zihnin içerisine sızarlar. Bilinçdışı gerçekleşen bu zafiyetin bedeli, örtülü benlikçilikten kaynaklanmaktadır. İstilacılar, ilk olarak avının gözlerindeki feri çalacaklardır. Kurban kişi, varoluş kolonları çürüyüp yıkılana dek, güzel olan her şeyi mahveden bir fedai olarak kullanılacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder